Durumun Geldiği Nokta

Kendini kronik moral bozukluğundan muzdarip bir hilkat garibesi olarak görmekten bıkıp usanan CE bir gün içinde bulunduğu bu durumdan kurtulmanın yolunu bulduğunu sanır. Sıcaktan devamlı suretle şişen damarları beynine haddinden fazla kan gitmesine sebebiyet vererek idrak kabiliyetinde muazzam bir artışı mümkün kılmış ve az önce belirttiğim düşüncenin, yani içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın yolunu bulduğu düşüncesinin aklına düşmesine neden olmuştur. Bu düşüşü hayra yoran CE neşe içerisinde kendisiyle ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye koyulur. Ne var ki işte aslında bu düşünce çok büyük bir yanılsamanın hem ürünü hem de üreticisidir. CE bir savunma mekanizması olarak sanrılarına sarılmayı kronik moral bozukluğuna tercih etmeyi marifet belleyen bir kişiliğe sahip olduğu için yanılsama içerisinde oluşunun da bir yanılsamadan ibaret olduğuna kendini inandırarak neşe içerisine düşmüştür. Bu düşüş aynı zamanda CE’nin yükselişinin de dinamosudur. CE’nin eylemleri içinde bulunduğu durumu yeniden tanımlayarak onun ötesine geçebileceği ve çekegeldiği tarifi imkânsız acıları kâğıda dökmek suretiyle aşabileceği düşüncesinin hâkimiyeti altına girer. Eserlerine kronik moral bozukluğu karşısındaki bunalımının damgasını vurarak kronik moral bozukluğunu sona erdirmeyi temel emel belleyen CE kendisini yapışkan bir ağ gibi saran bu duruma karşı hamleler yapmaya başlar. Çevresindeki insanlar ondaki değişimi şaşkınlıkla karşılar. Ancak çok geçmeden CE’nin içinde bulunduğu durumdan çıkmaya yönelik hamleleri onun kendine karşı birer eyleme dönüşerek kendisini saran muammalar sarmalının oluşturduğu ağa daha da yapışmasına sebebiyet verir. Durumunun pek yakında içinden çıkılması namümkün bir hal alacağını fark eden CE elbette ki yaşamın bir ölüm süreci olduğunu ve ölümden kaçış olmadığını bilmektedir. CE’nin bilmediği şey bu bilginin kaynağının aklında gezinen düşüncelerin vücudunda yarattığı tahribat olduğudur sevgili okur. CE içinde bulunduğu kronik moral bozukluğu ve hilkat garibeliğine yenik düşmemeye kararlıdır, nitekim bu yönde çeşitli yollara baş koyar. Mesela kendine bir dizi hastalık icat eder CE. Karaciğerde aşırı yağlanma ve büyüme, cinsi münasebette bulunma arzusunun minimal düzeylerde seyretmesi, dama vuran ve ölçülemez boyutlara ulaşan kolesterol artışı vebugibi hastalıkları bünyesinde barındırdığına ikna etmeye çalışır kendini CE. CE’nin bu hastalıkları bünyesinde barındırdığı inancı o kadar bir güçlenir ki pek yakın bir zamanda ölümle kucaklaşacağı düşüncesi pekişir ve böylelikle kronik moral bozukluğu katlanarak büyür CE’nin, daha da kronikleşir. O kadar ki CE mutsuzluktan ölecek hale gelir. Ölmeyi hiç sevmeyen CE bu olumsuz gelişme karşısında ne yapacağını şaşırır önce ve/fakat sonra, çok sonra değil ama, strateji değiştirir, içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın daha başka yollarını asfaltlamaya girişir. Ancak CE’nin şimdi kendini içinde bulduğu durum eskisinden daha kötü olduğu için ve işte CE bu kötüleşmeye sebep olanın bizzat kendisi olduğunu bildiği için delirme noktasına gelir, delirmez ama; tam delirecekken, yani işte psikozun eşiğindeyken kendi haline gülmeye başlar. Geldiği bu noktada CE’nin tek kurtuluş umudu, ona mutluluğun yolunu açabilecek tek şey mutsuzluğunu mizahi ve ironik bir dille kaleme almaktır. Kurtuluşu kurtulmanın mümkün olmadığını öne çıkaran eserler vererek mümkün kılabileceği temasını işlerken kurtulmak gerektiği düşüncesinden kurtulan CE neşeyle dolar. Günümüz sanatının geldiği noktayla kendisinin geldiği noktayı özdeşleştiren CE – ki bu nokta delirme noktasıdır – aklın sınırlarını zorlamayı başarmış ve böylelikle de iyileşme ve kötüleşme arasındaki zıtlaşmanın ötesine geçmek yolundaki ilk adımını atmıştır. Ama sanatın yolları hayatın yollarından daha taşlı, daha engebelidir ve hayal gücünün dünyasındaki canavarlar gerçek hayattakilerden çok daha korkunçtur. İşte bir sanatkâr olarak yapışkan ağlara yapışıp kalmış bu hilkat garibesi CE yarattığı bu canavarlara ve hastalıklara karşı sevgiye giden yolda giriştiği bu amansız mücadelede gene sanatın kendisini bir silah olarak kullanmaktan başka seçeneği olmadığının farkına varır. CE başladığı yere geri döner böylelikle ve bu yetmezmiş gibi başladığı yere geri dönmeyi bir kazanç olarak görmeye başlar. Artık CE’nin morali tam eskisi kadar bozuktur ve CE bu durumu bir iyileşme olarak görmese bile bir gelişme olarak görmektedir. CE’nin morali kronik bozukluğuna devam etmekte ama hiç değilse artık CE karaciğerinin aslında aşırı derecede büyümüş ve yağlanmış olmadığını, cinsi münasebette bulunmak için son derece istekli olduğunu ve kolesterolünün inanılmaz boyutlara ulaşmış olmadığı kanaatine varmıştır. CE’nin içinde bulunduğu durum işte gördüğü bu kördüğümdür ki gördüğü bu kördüğüm aynı zamanda CE’ ye içinde bulunduğu durumdan çıkmanın yolunun gördüğü bu kördüğüme körleşerek daha başka yollara baş koyması olduğunu göstermektedir. CE’ ye göre durumun geldiği nokta işte budur sevgili okur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s